ÇOĞU NETTEN ALINTI EL İŞLERİ

ANA MENÜ

SON YAZILARIM

ARKADAŞ BANNERLERİ

BURAYA KODLARI

BLOG SAYACI

REKLAM ALANI

BAŞLIK

BAŞLIK

BLOGCUYA UYARLAMA

KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

CBOX


FEEDJİT

<

BAĞLANTILARIM


Search Engine Optimization and SEO Tools
Toplist ihyaList - ihya.org kaliteli siteler arsivi Webmasterim.Com LinkBankasi.Net Toplist, Site Ekle
Hosting AramaniA=Arama Motorunuz
16/12/2008 - Bir Profesörün İlk Namazı


Bir Profesörün İlk Namazı

Prof. Jeffrey Lang

Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof.

Jeffrey Lang İslam'a giriş hikâyesini yazmış olduğu 'Melekler

soruncaya kadar' (Even Angels Ask: A Journey to Islam in America)

isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle,

ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:

 

"Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan

bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm,

bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler.

Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri

duymazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar

verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz

hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin

Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu

çalışmalar saatlerce devam etti.

 

İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya

karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı

açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki

talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım.

Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve

kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa

yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle

Allahu Ekber dedim. Kimsenin

beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi

ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki

herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey

anlamayacaktı.

İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik

hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız

olduğumu hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde

kalbimin hızla çarptığını hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum

ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi

ve dizlerimi yere koyunca dona kaldım, secdeye gidemiyordum,

efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere

koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik

bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim.

Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve

alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi

oluyordum. 'San Francisco'da Araplar çarptı bu hale düştü' gibi sözler

sarf edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim.

Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı

seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi

dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada

kendi kendime "Daha önümde üç tur daha var"

diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı

tamamlayacağım. Kalan rekâtlarda işler gittikçe daha da

kolaylaşıyordu.

Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.

 

Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp

nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı

hissettim sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde "Allah'ım geri

zekâlılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden

geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim.

 

Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu

kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir

noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir

dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan

etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür

bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek

içimde kaynamaya başladı.

Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım

aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını

hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve

sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki

korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime

diyordum: "Allah'ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor,

o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir". Uzun bir süre başım eğik

bir şekilde öylece diz üstü kaldım.

 

Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün

olmadığını anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim

Allah'a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden

kalkmadan önce de şu duayı yaptım: "Allah'ım bir daha küfre girmeye

cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar,

hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu

yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin

varlığını inkar etmem mümkün değildir".

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz!


SELAM

Yazan: gelincigindunyasi

merhabalar arkadaşım bloguma bir yazı ekledim ilgilenirsen sevinirim güzel bir hafta geÇirmen dileğiyle http://gelincigindunyasi.blogcu.com

Bağlantı


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


BURAYA DİVİSORİ/YANİ SÜS KOYABİLİRSİN